Kin Tutmak Dargin Olmak - Bediuzzaman Said Nursi

Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren
tarafgirlik ve inat ve haset,
hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan
İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur,
muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.






Ey mü’mine kin ve adâvet besleyen insafsız !
Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var.
O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin.
Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın.
Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.


Aynen öyle de, sen, bir hane-i Rabbâniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü’minin vücudunda,
iman ve İslâmiyet ve komşuluk gibi,
dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı mâsume varken,
sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir câni sıfatım yüzünden
ona kin ve adâvet bağlamakla o hane-i mâneviye-i vücudun
mânen gark ve ihrakına, tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen,
onun gibi şenî ve gaddar bir zulümdür...


İnsan zatı için değil sıfatı için sevilir.
O halde önemli olan hangi kıymetli sıfatlara sahip olduğudur. Bir tane de olsa kıymetli ve olumlu sıfatı varsa; -ki mü’min olması tek başına kıymetli bir sıfattır- diğer sıfatları nedeniyle zatına düşman olmak ve kin bağlamak, yanıp yıkılmasını istemek o sıfata haksızlıktır. Bir de, müminin cani sıfatları için dahi ona düşmanlık etmek doğru olmadığına göre aslında cani olmayan (suç niteliği taşımayan) ve fakat birilerince ya da genel olarak toplumca beğenilmeyen sıfatları nedeniyle ona düşmanlık etmek gerçekten zulümdür.


Mü’minin mü’min kardeşinde gördüğü kötü bir sıfat sebebiyle
ona düşmanlık yapması mümkün olmadığı gibi
o kötü sıfattan kardeşinin kurtulması için lütufla
ona yardımcı olmak gibi bir vazifesi de vardır.


Esasen bir mü’minin böyle bir konuda kardeşine yardımcı olmaya çalısması, içinde manevi cennet lezzeti taşıyan bir salih ameldir.
Demek oluyor ki bir kardeşinin kötü bir sıfattan kurtulması için
çaba gösteren bir mü’min,
aslında aynı zamanda kendi kalbinin gıdasıyla da ilgili bir iş yapmış olmaktadır.


Bediüzzaman Said Nursî,
Mektubât’ındaki 22. Mektup