Hazreti Ömer (r. a) ile Yahudi arasında geçen konuşmada arefe gününün önemini göstermektedir: Hazreti Ömer’in halifeliği zamanında Yahudilerden birisi:
“Ey Ömer, siz bir âyet okuyorsunuz ki, o âyet bize inseydi o günü bayram olarak kutlardık.” dedi. O âyet, Maide sûresinin üçüncü âyetiydi. Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştu: “Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim
ve size nimetimi tamamladım.” Bu âyet, hicri onuncu yılda, Veda Haccı’nda, arefe günü olan cuma günü ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat’ta “Adba” adındaki devesinin üzerinde vakfede iken nazil olmuştu. Deve vahyin ağırlığına dayanamayarak yere çökmüştü.Hz. Ömer’e Yahudiden hangi âyet olduğunu öğrenince şöyle dedi: “Biz o günü ve o gün bu âyetin Hz. Peygambere (sav) nail olduğu yeri biliriz. Cuma günü arefede bulunuyordu.” demiş ve o günün bayramımız olduğuna işaret ederek arefe gününün önemini belirtmiştir.
Böyle bir günde bizi günaha sokabilecek her şeyden uzak kalmak gerekmektedir.


Günümüzde arefe, bayramın bir önceki günü olduğu için dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanmaktadır. Oysa ki arefe insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir. Bugünler ibadet ve affedilme günleridir.


Arefe günü Resulullahın (sav) yanında bulunan bir genç, kadınları düşünüyor ve onlara bakıyordu.
Resulullah (sav) eliyle birkaç defa gencin yüzünü kadınlardan çevirdi. Genç yine onları düşünmeye başladı.Resulullah (sav): – Kardeşimin oğlu, bugün öyle bir gündür ki, bugünde herkesin kulağına, gözüne ve diline sahip olursa günahları bağışlanır, buyurdu.


Arefe günü oruç tutan kimsenin önündeki bir yıl ile geçmişteki bir yıllık (küçük) günahlarının bağışlanacağı umulur.
-Müslim-


Arefe günü tutulan oruç, bin gün nafile oruca bedeldir.
-Taberani-


Resulullahın (sav) bildirdiğine göre: Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur) sözüdür. -Muvatta, Hacc 246-


Kurban bayramının öncesindeki arefe gününün sabah namazından itibaren, Bayram'ın dördüncü gününün ikindi namazına kadar, yirmi üç vakit farz namazın arkasından birer defa alınan tekbirlere teşrik tekbiri denir. Bu tekbir şu şekildedir:


اَللّهُ اَكْبَرْاَللّهُ اَكْبَرْلاَ اِلهَ اِللّهُ وَاللّهُ اَكْبَرْ اَللّهُ اَكْبَرْ وَ لِلّهِ الْحَمْدْ
"Allahü ekber Allahü ekber. Lailaheillallahu vallahu ekber. Allahü ekber ve lillahilhamd."
Fıkıh alimlerinin büyük çoğunluğuna göre vacip olan teşrik tekbirleri unutmamalıdır.


Teşrîk tekbirleri birçok fakihe göre vaciptir. Bazılarına göre ise sünnettir. Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e göre farz namazlarını kılmakla yükümlü olanlara bu tekbirler vaciptir. Bu konuda tek başına kılanla, imama uyan, yolcu ile mukim, köylü ile şehirli, erkekle kadın eşittir. Böyle teşrîk tekbirleri cemaatle de, yalnız başına da eda edilir. Kaza da edilebilir. Erkekler tekbiri açıktan, kadınlar ise gizlice getirir. Vitir namazı ile bayram namazları sonunda tekbir getirilmez.


Teşrik tekbirlerini farz namazın ardından getirmeyi unutan,teşrik günleri çıkmadan hatırlarsa bu tekbirleri getiirebilir.


NOT: Arefe günü derken, bu bir tanedir. Kurban Bayramı’ndan bir önceki gündür. Lakin halkımız Ramazan Bayramı’ndan önceki güne de arefe demektedir ki o gün, kastolunan arefe günü değildir.